Ehlibeyt”

Ehlibeyt

Ehlibeyt

Peygamberin (s.a.a) hanedanı manasında ve hazretin tathir ve meveddet ayetlerinde işaret edilen birkaç yakın akrabası için kullanılan özel bir unvandır. Bu kimseler İmam Ali (a.s), Fatıma Zehra (s.a), İmam Hasan (a.s), İmam Hüseyin (a.s) ve onun neslinden olan dokuz masum imamdır. Şiaya göre Ehlibeyt, ismet makamına sahiptir. Takva ve ilahi kimlik (doğrulama, teyit) yönünden diğer üstünlükleri vardır ve onlara muhabbet ve meveddet Müslümanlara farzdır. Şii öğretilere göre Müslümanların velayet ve önderliği Ehlibeyt e aittir. Ayrıca Müslümanlar dini meselelerde Ehlibeyt i merci karar kılmalı ve onlara müracaat etmelidirler. Sözlükte Ehlibeyt Kelimesi
Arap lügat kaynaklarında Ehil bir insanın başka bir insan veya şeyle bir çeşit irtibatı ve bağlılığı manasına gelir. Örnek olarak; Arapça da kadını erkeğin ehli sayarlar, her peygamberin ümmeti onun ehlidir ve bir evin ya da şehrin sakinleri o ev ya da şehrin ehlidirler. Aynı şekilde her bir din ve ayinin mensupları, o din veya ayinin ehlidir.[1] Ehlibeyt, sözlükte Peygamberin (s.a.a) evinin sakinleri ve onun yakınları manasına gelir. Ancak bu tabir, Müslümanlar nezdinde özel bir mana taşır.[2] ?El (??) kelimesi ise aslında Ehl (???) kelimesinden alınmıştır. ??? deki ??? harfi önce ? harfine sonra da ??? harfine dönüşmüştür.[3] ?? kelimesinin kullanılışı ??? kelimesine göre sınırlıdır. Zira ?? zaman, mekan, meslek ve benzeri şeylere eklenemez ve sadece insan için kullanılır. İnsan hakkında da sadece, özel konuma sahip kimseler için kullanılır. Âli İbrahim, Âli İmran, Âli Firavun gibi.[4] Kur an da Ehlibeyt
Ehil kelimesi Kur an da üç ayette kullanılmıştır:
Hazreti İbrahim (a.s) ve eşiyle ilgili olan Hud suresinin 73. Ayeti: Dediler ki: Allah ın emrine mi şaşırıyorsun? Allah ın rahmeti ve bereketleri üzerinizdedir ey ev halkı! O Hamid dir, Mecid dir.
Hz. Musa nın (a.s) hanedanı hakkında olan Kasas suresinin 12. Ayeti: Bu sırada kızkardeşi dedi ki: Onun bakımını sizin için üstlenecek bir ev halkını size tanıtayım mı? ?
Tathir ayeti adıyla meşhur Ahzab suresinin 33. Ayeti: Allah Teala, Peygamberi ve onun hanedanına hitaben şöyle buyurur: Allah sadece siz Ehlibeyt ten her türlü pisliği gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister.
Ayetteki Ehlibeytten maksadın kim olduğu hakkında çeşitli görüşler belirtilmiştir. Şia nın ve Ehli Sünnet in çoğunluğunun kabul ettiği görüş, onların Kisa Ashabı olduğu yönündedir. Yani Peygamber (s.a.a), Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin dir (a.s).
Rivayetlerde Ehlibeyt
Ehlibeytin (a.s) İsimleri
Nebevi Hadislerde Ehlibeyt
Ehlibeyt kelimesi nebevi hadislerde dört farklı şekilde kullanılmıştır. Bunları en genel, genel, özel ve en özel (ahas) diye de tabir edebiliriz.
En genel kullanımı, Peygamberle (s.a.a) hiçbir şekilde nesep ve sebepsel olarak kan bağı olmayan kimseleri içerir. Onlar, Peygambere (s.a.a) uymakta sadık ve azimlidirler. Peygamberin (s.a.a) Selman-ı Farsi yi[5] ve Ebuzer el-Gıfari yi[6], ehlibeytten sayması gibi. Bazı hadislerde ehlibeyt, Usame b. Zeyd[7] ve Vasile b. Eska [8] gibi başka şahıslar için de kullanılmıştır. Ehlibeytin genel kullanımı ise Peygamberin (s.a.a) bütün nesep akrabalarını yani vacip sadakanın (zekatın) kendilerine haram kılındığı kimseleri içerir.[9] Başka bir hadiste, ehlibeyt tabiri Peygamberin (s.a.a) amcası Abbas ve onun çocukları için kullanılmıştır.[10] Ehlibeytin özel manada kullanımı, Peygamberin (s.a.a) hanımları için geçerlidir. Şüphesiz Peygamberin (s.a.a) eşleri, sözlük manasında ve örfi anlamda Peygamberin ehlibeytidirler. Buradaki beytten kasıt ise, nesep veya nübüvvet beyti değil de sükunet mahallidir. Ehlibeytin en özel manada kullanımı da, ismet makamını taşıyan Peygamberin (s.a.a) hanedanından bir gurup için geçerlidir. Tathir ve Mübahele ayetlerine ilişkin rivayetlerde ehlibeytin karşılığı Kisa Ashabı yani Hz. Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin dir (a.s).[11] Ehlibeytin tüm zamanlarda olacağına işaret eden Sakaleyn hadisi, Sefine hadisi ve benzeri hadislerde kisa ashabına ek olarak İmam Hüseyin in (a.s) neslinden gelen bütün Masum İmamlar belirtilmiştir. İmamların Hadislerinde Ehlibeyt Müminlerin Emiri nin (a.s) dilinden Peygamber in (s.a.a) Ehlibeyti: ?Onlar, (Ehlibeyt) ilmin hayatı ve dirilişi, cehaletin ölümüdürler. Hilimleri, size ilimlerinden, zahirleri batınla­rından ve sessizlikleri konuşmalarındaki hikmetlerinden ha­ber verir. Hakta ayrılığa düşmez, ona karşı durmazlar. On­lar, İslam'ın direkleri ve halkın sığınaklarıdır. Hak, onlarla yerine gelir, batıl onlarla yerinden ayrılır ve dili kökünden kesilir. Dinin hükümlerini işitip rivayet ederek değil, kavrayıp uygulayarak anlamışlardır. Çünkü ilmi rivayet eden çoktur, ama riayet/amel eden çok azdır. ?Nehcü l Belağa, Hutbe: 239. İmamlardan nakledilen hadislerde ise Ehlibeyt, üç farklı manada kullanılır: Gerçek müminleri kapsayan genel manası. İmam Sadık (a.s) bu konuda şöyle buyuruyor: Kim takva sahibi ve salih insan olursa biz ehlibeyttendir. İmam (a.s) bu mana için Kur an dan iki şahit getirir. Sizlerden kim onları veli edinirse o da onlardandır. [12] Kim bana tabi olursa, şüphesiz o bendendir. [13] Peygamberin (s.a.a) yakınlarına has olan özel manada kullanımıdır. Öyle ki müminlerin emiri (a.s) şöyle buyuruyor: İslam düşmanlarıyla savaşta ne zaman işler zorlaşıp ve insanlar düşmana karşı mücadeleden sakınsalardı Peygamber (s.a.a), Ehlibeytini savaşa sürerdi. Ubeyde b. Haris Bedir savaşında, Hamza Uhut savaşında ve Cafer, Mute savaşında şehadete erdiler.[14] Ehlibeytin en özel manada kullanımı ise Peygamberin (s.a.a) özel makam ve statüye sahip, söz ve davranışları hakkın ölçüsü ve hakikatin kılavuzu olan bir gurup yakını için geçerlidir. İmam Ali (a.s) şöyle buyuruyor: "Nebinizin Ehl-i Beyt'ine bakın, yollarına uyun, izlerini takip edin. Sizi asla doğru yoldan çıkarmazlar, sapıklığa itmezler. Durduklarında durun, hareket ettiklerinde hareket edin. Onlardan öne geçmeyin ki dalalete düşersiniz ve onlardan geri kalmayın ki helak olursunuz."[15] İmam Hasan (a.s), Irak ahalisine hitaben şöyle buyurdu: Bizler, Allah ın Tathir ayetini[16] onlar hakkında buyurduğu Ehlibeytiz. Bu konuda birçok rivayet mevcuttur.[17] Son iki mana içinden Şii kitaplarında ikinci mana daha rayiçtir ve Ehlibeyt tabirinin emare ve karine olmadan kullanıldığı her yerde, son mana olan en özel anlamı kastedilir.
Ehlibeytin İsmeti
Ehlibeytin en özel manada kullanılmasının en bariz özelliği ismettir. Bu özellik, Tathir ayetiyle kolayca anlaşılır. Çünkü bu ayette ehlibeyt, Allah ın her türlü pisliği onlardan gidermeyi irade ettiği kimseler unvanında kullanılmıştır. Ayetteki sadece kelimesi ve ayetin nüzul sebebi hakkındaki rivayetler, bu meselenin ehlibeytin özelliklerinden olduğunu ve onlara has kılındığını beyan eder. Mütevatir hadislerden olan ve senedinde hiçbir şüphe olmayan Sakaleyn Hadisi de[18], Peygamber ehlibeytinin (en özel manada) ismetine delalet eder. Zira bu hadiste ehlibeyt, sıkli ekber olan Kur an-ı Kerim in yanında sıkli asgar unvanıyla yer almış ve Peygamberin birbirinden ayrılmayacak ve Müslümanların eğer bu ikisine sımsıkı sarılırlarsa asla sapmayacakları iki ağır emaneti sayılmıştır. Kuşkusuz Kur an-ı Kerim, Allah ın kelamıdır ve onda hata ve sapmaya asla yer yoktur: Hiçbir şekilde batıl, ne önünden ne de arkasından onda yer bulamaz. (Fussilet Suresi, 42) Bu nedenle, Kur an-ı Kerim le birlikte olan Peygamberin (s.a.a) Ehlibeyti de insanın ona sarılması halinde sapmasına engel olur ve onda hiçbir hata ve sapmaya yer kalmaz. Bazı Ehli Sünnet âlimlerine göre, Hz. Zehra (s.a) ve on iki imamın (a.s) ahlaki ve ameli ismetinde bir kuşku yoktur ve İslam ı inkâr eden cahil kimseler dışında kimse bundan şüphe duymaz. İhtilaflı olan nokta, onların ilmi ismetleridir.[19] Ancak, dini çerçevede Ehlibeyte sarılmanın dalalete engel olduğunu belirten Sakaleyn hadisine teveccühle, onların ilmi ismeti de açıkça ortaya çıkmaktadır. Ehlibeytin Üstünlüğü
Sakaleyn Hadisi ile Peygamber (s.a.a) Ehlibeytinin diğerlerine üstünlüğü açıkça görülmektedir. Zira Peygamber (s.a.a), onları Kur'an a eş kılmış, Kur'an ı sıkli ekber ve Ehlibeyti sıkli asgar olarak adlandırmıştır. Başka kimseyi de Kur'an a eş tutmamıştır. Bu nedenle nasıl Kur'an-ı Kerim, Müslümanlardan üstünse, Ehlibeyt de diğerlerinden üstündür. Saadettin Teftazani, bu konuda şöyle söylüyor: Tathir ayeti ve Sakaleyn Hadisinden, Ehlibeytin diğerlerine üstünlüğü anlaşılıyor. Onların üstünlük ölçüsü de sadece Peygambere (s.a.a) olan yakınlıkları değildir. Çünkü Kur'an, Sünnet ve icmaya göre üstünlük ölçüsü ilim ve takvadır. Bu ölçü Ehlibeytte bulunmaktadır. Bunu onların, Kur'an a eş kılınmalarından ve onlara sarılmanın farz olmasından anlıyoruz. Çünkü Kur'an a sarılma, ilmine amel ve Kur'an ın hidayeti olmadan olmaz, aynı şekilde Ehlibeyt'e sarılmak da bu şekildedir.[20]
Mübahele Ayeti nde
Mübahele Ayeti de Kisa (aba) ehlinin, peygamberin diğer sahabelerine üstünlüğüne delalet eder. Zira bu ayete göre Peygamber (s.a.a) Allah tarafından Müslüman çocuk, erkek ve kadınlar arasından birtakım kimseleri, Necran Hıristiyanlarıyla mübahele etmek için yanına almakla görevlendirildi. Peygamber de (s.a.a) erkeklerden Hz. Ali yi (a.s), kadınlardan Hz. Fatıma yı (s.a) ve çocuklardan ise Hasan ve Hüseyin i (a.s) seçti. Şüphesiz mübahele için ancak iman ve Allah a yakınlık açısından yüce makama sahip kimseler seçilirler. Onlardan birinin de Peygamber (s.a.a) olduğu mübahele için de ya Peygamberle aynı makamda olan ya da ona makam açısından diğerlerinden daha yakın kimseler, onun yanında yer almalıdır. Diğer taraftan adlarını zikrettiğimiz kimseler dışında Müslümanlardan iman ve maneviyat yönünden yüce makama sahip başka biri de olsaydı Peygamber (s.a.a) onu da seçerdi. Çünkü Peygamberin (s.a.a) davranışları hususunda adalet ve hikmete ters en küçük bir ihtimal dahi yoktur.[21] Ümmü Seleme nin hizmetçisi Ebu Riyah, Peygamberden (s.a.a) şöyle nakleder: Eğer yeryüzünde Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin den (a.s) daha değerli kimseler olsaydı Allah Teala, onlar aracılığıyla mübahele etmemi emrederdi. Ancak Allah (c.c), bu insanlar vesilesiyle mübahele etmemi emretti, bunlar insanların en üstünleridirler.[22]
Diğer Ayet ve Rivayetlerde
Ehlibeytin üstünlüğü meveddet ayeti (Şura, 23), Sefine hadisi, Hıtta (mağfiret) kapısı hadisi, Nücum (yıldızlar) hadisi ve benzeri ayet ve rivayetlerden de anlaşılmaktadır

Ehlibeyt

Peygamberin (s.a.a) hanedanı manasında ve hazretin tathir ve meveddet ayetlerinde işaret edilen birkaç yakın akrabası için kullanılan özel bir unvandır. Bu kimseler İmam Ali (a.s), Fatıma Zehra (s.a), İmam Hasan (a.s), İmam Hüseyin (a.s) ve onun neslinden olan dokuz masum imamdır. Şiaya göre Ehlibeyt, ismet makamına sahiptir. Takva ve ilahi kimlik (doğrulama, teyit) yönünden diğer üstünlükleri vardır ve onlara muhabbet ve meveddet Müslümanlara farzdır. Şii öğretilere göre Müslümanların velayet ve önderliği Ehlibeyt e aittir. Ayrıca Müslümanlar dini meselelerde Ehlibeyt i merci karar kılmalı ve onlara müracaat etmelidirler. Sözlükte Ehlibeyt Kelimesi
Arap lügat kaynaklarında Ehil bir insanın başka bir insan veya şeyle bir çeşit irtibatı ve bağlılığı manasına gelir. Örnek olarak; Arapça da kadını erkeğin ehli sayarlar, her peygamberin ümmeti onun ehlidir ve bir evin ya da şehrin sakinleri o ev ya da şehrin ehlidirler. Aynı şekilde her bir din ve ayinin mensupları, o din veya ayinin ehlidir.[1] Ehlibeyt, sözlükte Peygamberin (s.a.a) evinin sakinleri ve onun yakınları manasına gelir. Ancak bu tabir, Müslümanlar nezdinde özel bir mana taşır.[2] ?El (??) kelimesi ise aslında Ehl (???) kelimesinden alınmıştır. ??? deki ??? harfi önce ? harfine sonra da ??? harfine dönüşmüştür.[3] ?? kelimesinin kullanılışı ??? kelimesine göre sınırlıdır. Zira ?? zaman, mekan, meslek ve benzeri şeylere eklenemez ve sadece insan için kullanılır. İnsan hakkında da sadece, özel konuma sahip kimseler için kullanılır. Âli İbrahim, Âli İmran, Âli Firavun gibi.[4]
Kur an da Ehlibeyt
Ehil kelimesi Kur an da üç ayette kullanılmıştır:
Hazreti İbrahim (a.s) ve eşiyle ilgili olan Hud suresinin 73. Ayeti: Dediler ki: Allah ın emrine mi şaşırıyorsun? Allah ın rahmeti ve bereketleri üzerinizdedir ey ev halkı! O Hamid dir, Mecid dir.
Hz. Musa nın (a.s) hanedanı hakkında olan Kasas suresinin 12. Ayeti: Bu sırada kızkardeşi dedi ki: Onun bakımını sizin için üstlenecek bir ev halkını size tanıtayım mı? ?
Tathir ayeti adıyla meşhur Ahzab suresinin 33. Ayeti: Allah Teala, Peygamberi ve onun hanedanına hitaben şöyle buyurur: Allah sadece siz Ehlibeyt ten her türlü pisliği gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister.
Ayetteki Ehlibeytten maksadın kim olduğu hakkında çeşitli görüşler belirtilmiştir. Şia nın ve Ehli Sünnet in çoğunluğunun kabul ettiği görüş, onların Kisa Ashabı olduğu yönündedir. Yani Peygamber (s.a.a), Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin dir (a.s).
Rivayetlerde Ehlibeyt
Ehlibeytin (a.s) İsimleri
Nebevi Hadislerde Ehlibeyt
Ehlibeyt kelimesi nebevi hadislerde dört farklı şekilde kullanılmıştır. Bunları en genel, genel, özel ve en özel (ahas) diye de tabir edebiliriz.
En genel kullanımı, Peygamberle (s.a.a) hiçbir şekilde nesep ve sebepsel olarak kan bağı olmayan kimseleri içerir. Onlar, Peygambere (s.a.a) uymakta sadık ve azimlidirler. Peygamberin (s.a.a) Selman-ı Farsi yi[5] ve Ebuzer el-Gıfari yi[6], ehlibeytten sayması gibi. Bazı hadislerde ehlibeyt, Usame b. Zeyd[7] ve Vasile b. Eska [8] gibi başka şahıslar için de kullanılmıştır. Ehlibeytin genel kullanımı ise Peygamberin (s.a.a) bütün nesep akrabalarını yani vacip sadakanın (zekatın) kendilerine haram kılındığı kimseleri içerir.[9] Başka bir hadiste, ehlibeyt tabiri Peygamberin (s.a.a) amcası Abbas ve onun çocukları için kullanılmıştır.[10] Ehlibeytin özel manada kullanımı, Peygamberin (s.a.a) hanımları için geçerlidir. Şüphesiz Peygamberin (s.a.a) eşleri, sözlük manasında ve örfi anlamda Peygamberin ehlibeytidirler. Buradaki beytten kasıt ise, nesep veya nübüvvet beyti değil de sükunet mahallidir. Ehlibeytin en özel manada kullanımı da, ismet makamını taşıyan Peygamberin (s.a.a) hanedanından bir gurup için geçerlidir. Tathir ve Mübahele ayetlerine ilişkin rivayetlerde ehlibeytin karşılığı Kisa Ashabı yani Hz. Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin dir (a.s).[11] Ehlibeytin tüm zamanlarda olacağına işaret eden Sakaleyn hadisi, Sefine hadisi ve benzeri hadislerde kisa ashabına ek olarak İmam Hüseyin in (a.s) neslinden gelen bütün Masum İmamlar belirtilmiştir. İmamların Hadislerinde Ehlibeyt Müminlerin Emiri nin (a.s) dilinden Peygamber in (s.a.a) Ehlibeyti: ?Onlar, (Ehlibeyt) ilmin hayatı ve dirilişi, cehaletin ölümüdürler. Hilimleri, size ilimlerinden, zahirleri batınla­rından ve sessizlikleri konuşmalarındaki hikmetlerinden ha­ber verir. Hakta ayrılığa düşmez, ona karşı durmazlar. On­lar, İslam'ın direkleri ve halkın sığınaklarıdır. Hak, onlarla yerine gelir, batıl onlarla yerinden ayrılır ve dili kökünden kesilir. Dinin hükümlerini işitip rivayet ederek değil, kavrayıp uygulayarak anlamışlardır. Çünkü ilmi rivayet eden çoktur, ama riayet/amel eden çok azdır. ?Nehcü l Belağa, Hutbe: 239. İmamlardan nakledilen hadislerde ise Ehlibeyt, üç farklı manada kullanılır: Gerçek müminleri kapsayan genel manası. İmam Sadık (a.s) bu konuda şöyle buyuruyor: Kim takva sahibi ve salih insan olursa biz ehlibeyttendir. İmam (a.s) bu mana için Kur an dan iki şahit getirir. Sizlerden kim onları veli edinirse o da onlardandır. [12] Kim bana tabi olursa, şüphesiz o bendendir. [13] Peygamberin (s.a.a) yakınlarına has olan özel manada kullanımıdır. Öyle ki müminlerin emiri (a.s) şöyle buyuruyor: İslam düşmanlarıyla savaşta ne zaman işler zorlaşıp ve insanlar düşmana karşı mücadeleden sakınsalardı Peygamber (s.a.a), Ehlibeytini savaşa sürerdi. Ubeyde b. Haris Bedir savaşında, Hamza Uhut savaşında ve Cafer, Mute savaşında şehadete erdiler.[14] Ehlibeytin en özel manada kullanımı ise Peygamberin (s.a.a) özel makam ve statüye sahip, söz ve davranışları hakkın ölçüsü ve hakikatin kılavuzu olan bir gurup yakını için geçerlidir. İmam Ali (a.s) şöyle buyuruyor: "Nebinizin Ehl-i Beyt'ine bakın, yollarına uyun, izlerini takip edin. Sizi asla doğru yoldan çıkarmazlar, sapıklığa itmezler. Durduklarında durun, hareket ettiklerinde hareket edin. Onlardan öne geçmeyin ki dalalete düşersiniz ve onlardan geri kalmayın ki helak olursunuz."[15] İmam Hasan (a.s), Irak ahalisine hitaben şöyle buyurdu: Bizler, Allah ın Tathir ayetini[16] onlar hakkında buyurduğu Ehlibeytiz. Bu konuda birçok rivayet mevcuttur.[17] Son iki mana içinden Şii kitaplarında ikinci mana daha rayiçtir ve Ehlibeyt tabirinin emare ve karine olmadan kullanıldığı her yerde, son mana olan en özel anlamı kastedilir.
Ehlibeytin İsmeti
Ehlibeytin en özel manada kullanılmasının en bariz özelliği ismettir. Bu özellik, Tathir ayetiyle kolayca anlaşılır. Çünkü bu ayette ehlibeyt, Allah ın her türlü pisliği onlardan gidermeyi irade ettiği kimseler unvanında kullanılmıştır. Ayetteki sadece kelimesi ve ayetin nüzul sebebi hakkındaki rivayetler, bu meselenin ehlibeytin özelliklerinden olduğunu ve onlara has kılındığını beyan eder. Mütevatir hadislerden olan ve senedinde hiçbir şüphe olmayan Sakaleyn Hadisi de[18], Peygamber ehlibeytinin (en özel manada) ismetine delalet eder. Zira bu hadiste ehlibeyt, sıkli ekber olan Kur an-ı Kerim in yanında sıkli asgar unvanıyla yer almış ve Peygamberin birbirinden ayrılmayacak ve Müslümanların eğer bu ikisine sımsıkı sarılırlarsa asla sapmayacakları iki ağır emaneti sayılmıştır. Kuşkusuz Kur an-ı Kerim, Allah ın kelamıdır ve onda hata ve sapmaya asla yer yoktur: Hiçbir şekilde batıl, ne önünden ne de arkasından onda yer bulamaz. (Fussilet Suresi, 42) Bu nedenle, Kur an-ı Kerim le birlikte olan Peygamberin (s.a.a) Ehlibeyti de insanın ona sarılması halinde sapmasına engel olur ve onda hiçbir hata ve sapmaya yer kalmaz. Bazı Ehli Sünnet âlimlerine göre, Hz. Zehra (s.a) ve on iki imamın (a.s) ahlaki ve ameli ismetinde bir kuşku yoktur ve İslam ı inkâr eden cahil kimseler dışında kimse bundan şüphe duymaz. İhtilaflı olan nokta, onların ilmi ismetleridir.[19] Ancak, dini çerçevede Ehlibeyte sarılmanın dalalete engel olduğunu belirten Sakaleyn hadisine teveccühle, onların ilmi ismeti de açıkça ortaya çıkmaktadır.
Ehlibeytin Üstünlüğü
Sakaleyn Hadisi ile Peygamber (s.a.a) Ehlibeytinin diğerlerine üstünlüğü açıkça görülmektedir. Zira Peygamber (s.a.a), onları Kur'an a eş kılmış, Kur'an ı sıkli ekber ve Ehlibeyti sıkli asgar olarak adlandırmıştır. Başka kimseyi de Kur'an a eş tutmamıştır. Bu nedenle nasıl Kur'an-ı Kerim, Müslümanlardan üstünse, Ehlibeyt de diğerlerinden üstündür. Saadettin Teftazani, bu konuda şöyle söylüyor: Tathir ayeti ve Sakaleyn Hadisinden, Ehlibeytin diğerlerine üstünlüğü anlaşılıyor. Onların üstünlük ölçüsü de sadece Peygambere (s.a.a) olan yakınlıkları değildir. Çünkü Kur'an, Sünnet ve icmaya göre üstünlük ölçüsü ilim ve takvadır. Bu ölçü Ehlibeytte bulunmaktadır. Bunu onların, Kur'an a eş kılınmalarından ve onlara sarılmanın farz olmasından anlıyoruz. Çünkü Kur'an a sarılma, ilmine amel ve Kur'an ın hidayeti olmadan olmaz, aynı şekilde Ehlibeyt'e sarılmak da bu şekildedir.[20]
Mübahele Ayeti nde
Mübahele Ayeti de Kisa (aba) ehlinin, peygamberin diğer sahabelerine üstünlüğüne delalet eder. Zira bu ayete göre Peygamber (s.a.a) Allah tarafından Müslüman çocuk, erkek ve kadınlar arasından birtakım kimseleri, Necran Hıristiyanlarıyla mübahele etmek için yanına almakla görevlendirildi. Peygamber de (s.a.a) erkeklerden Hz. Ali yi (a.s), kadınlardan Hz. Fatıma yı (s.a) ve çocuklardan ise Hasan ve Hüseyin i (a.s) seçti. Şüphesiz mübahele için ancak iman ve Allah a yakınlık açısından yüce makama sahip kimseler seçilirler. Onlardan birinin de Peygamber (s.a.a) olduğu mübahele için de ya Peygamberle aynı makamda olan ya da ona makam açısından diğerlerinden daha yakın kimseler, onun yanında yer almalıdır. Diğer taraftan adlarını zikrettiğimiz kimseler dışında Müslümanlardan iman ve maneviyat yönünden yüce makama sahip başka biri de olsaydı Peygamber (s.a.a) onu da seçerdi. Çünkü Peygamberin (s.a.a) davranışları hususunda adalet ve hikmete ters en küçük bir ihtimal dahi yoktur.[21] Ümmü Seleme nin hizmetçisi Ebu Riyah, Peygamberden (s.a.a) şöyle nakleder: Eğer yeryüzünde Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin den (a.s) daha değerli kimseler olsaydı Allah Teala, onlar aracılığıyla mübahele etmemi emrederdi. Ancak Allah (c.c), bu insanlar vesilesiyle mübahele etmemi emretti, bunlar insanların en üstünleridirler.[22]
Diğer Ayet ve Rivayetlerde
Ehlibeytin üstünlüğü meveddet ayeti (Şura, 23), Sefine hadisi, Hıtta (mağfiret) kapısı hadisi, Nücum (yıldızlar) hadisi ve benzeri ayet ve rivayetlerden de anlaşılmaktadır.

Ehlibeyt Hakkında Yorumlar